Resimler Sadece üyeler içindir!
HİNDİSTandAKİ DİNİ YAPI
Din Hindistan’da bir hayat tarzıdır. Bütün Hint geleneklerinin
ayrılmaz bir parçasıdır. Birçok Hintli için din, günlük işlerden eğitim
ve politikaya kadar hayatın her safhasına nüfuz etmiştir. Laik
Hindistan, Hindu, İslam, Hıristiyanlık, Jainizm, Sihizm ve diğer
sayısız dini geleneğe ev sahipliği yapar. Hindu en yaygın dindir ve
nüfusun %80’i tarafından uygulanır. Hinduların yanında Müslümanlar önde
gelen dini gruptur ve Hint toplumunun ayrılmaz bir parçasıdır.
Hindistan Endonezya’dan sonra sayıca en kalabalık Müslüman nüfusa
sahiptir. Hindistan’da tüm dinlerce kabul edilen ortak uygulamalar
vardır ve her yıl çeşitli müzik ve dans festivalleri tüm topluluklarca
kutlanır. Her birinin kendi hac yerleri, kahramanları, efsaneleri ve
hatta mutfak alışkanlıkları vardır ki bu toplumun temel özelliği olan
özgün farklılık içinde karışır gider.
Hinduizm?
Bir dini gelenekler dermesi Hinduizmin temelini belirleyen
inanışları tanımlamak pek kolay değildir. Hindistan nüfusunun büyük bir
çoğunluğunun sahip olduğu bu inancı şekillendiren tek bir felsefe
yoktur. Hinduizm belki de bu şekilde hem teorik alanda hem de
uygulamada farklılıklar içerdiğinden dolayı dinler müzesi diye
anılabilecek tek dini gelenektir. Bu dinin bir kurucusu ya da kutsal
kitabı yoktur. Rig Veda, Upanişadlar ve Bhagavad Gita,
Hinduların kutsal metinleri olarak gösterilebilir. Çoğu diğer dinlerin
aksine, Hinduizm tek bir ilaha tapınmayı öngörmez. Bir Hindu, Şiva, Vişnu, Rama, Krişna
veya diğer tanrı ve tanrıçalara tapabilir ya da her ferdin içinde yer
alan Yüce Ruha veya Yıkılmaz Ruha inanabilir ve hala Hindu olarak
anılabilir. Bu Hinduizmin ne derece çelişkiler içerdiğinin bir
işaretidir. Terazinin bir yanında Nihai Hakikat yolunda bir arayış,
diğer tarafında ise ruhlara, ağaçlara ve hayvanlara tapan mezhepler
vardır. Hinduizm’de sadece tanrı ve tanrıçalarla ilgili değil, güneş,
ay, gezegenler, nehirler, okyanuslar, ağaçlar, ve hayvanlarla da ilgili
festivaller ve törenler vardır. En popülerleri Deepavali, Holi, Dussehra, Ganesh Chaturthi, Pongal, Janamasthmi ve Şiva Ratri
festivalleridir. Hinduizmi ilginç kılan ve Hint geleneğini
zenginleştirip renklendiren bu sayısız şenlik etkinlikleridir. Hint
Mitolojisi ve Yaşayan Tanrılar Mahabharata ve Ramayana
gibi destansı kahramanların ölümsüz olduğuna ve insanlar gibi hayatta
olduklarına inanılır. Hinduizm tanrıları hem insanüstü hem de insan
gibidir ve onlara karşı ayrı bir sıcaklık ve aşinalık duygusu vardır.
Ramayana kahramanı Rama, onur ve cesaret gibi nitelikleri temsil eder
ve bir erkeklik modeli olarak görülür. Karısı Sita tipik bir Hint
kadınıdır ve kocasıyla beraber sürgündeyken Lanka Kralı Ravana
tarafından kaçırılmıştır. Sita’nın Rama ve kardeşi Lakşmana ve sadık
maymunu Hanuman tarafından kurtarılışı bu son derece ilginç hikayenin
etrafında örülmüştür. Bu destandan çeşitli hikayeler nesilden nesile
anlatılagelmiştir. Dini panayırlar, festivaller, ve ayinler bu
efsaneleri canlı tutmuştur ve her etkinlik eski hikayelerin yeniden
anlatılması için bir fırsat olmaktadır. Mahabharata’daki heyecan verici
metinler yakın akraba olan Pandavalar ve Kauravalar arasındaki hanedan
kavgasının hikayesini anlatır. Efendi Krişna bu büyük destanda çok
önemli bir rol oynar. Kendisi Pandavalardan Arjuna’nın arkadaşı,
rehberi ve filozofudur ve Arjuna savaş alanlarında akrabalarını
öldürmekte tereddüt gösterdiğinde ona bu tereddüdü aşmasında yardımcı
olur. Krişna’nın hikmetli felsefesi ve öğretileri Bhagavad Gita’da
yazılmıştır. Krişna, çocukken tereyağı çalan, gençken de flüt çalıp
yaramazlık yapan bir tanrı olarak bilinse de yetişkin yıllarında daha
ciddi tarafının ön plana çıktığı hikmetli bir filozof olarak tasvir
edilmiştir. Hindistan’ın tamamında Hinduların taptığı birçok tanrı ve
tanrıça vardır. Bunların arasında Hinduizm için en önemli olanı
sırasıyla yaratıcı, koruyucu ve yok edici olarak bilinen Brahma, Vişnu
ve Şiva üçlemesidir. Brahma’nın pusuladaki dört yöne tekabül eden dört
başı vardır. Hayatı ve tüm evreni yarattığına inanılır. Vişnu doğum ve
yeniden doğum devr-i daimini yöneten koruyucudur. Ayrıca dünyayı kötü
güçlerden korumak için çok defa dünyaya geldiğine dair bir inanış
vardır. Rama ve Krişna’nın Vişnu’nun tecessümü olduğu düşünülür.
Genellikle boynuna sarılı bir kobra yılanı ile görülen Şiva tüm
kötülükleri yok eder ve birçok tecessümü vardır. Görülemeyen tanrılar
ilahi güçleri simgeleyen birçok imge ve putlarla temsil edilir. Birçok
put tanımsız güzelliğe ve ihtişama sahip süslü tapınaklarda korunur.
Hint tanrıları tapınaklarda, karla kaplı tepelerde, nehirlerde,
okyanuslarda ve Hintlilerin zihin ve kalplerinde canlıdır.
Hindistan'da İslam?
Peygamberle Gelen İnanç İslam Hindistan’a 8. yüzyılın başlarında
Arap tüccarlar aracılığıyla girdi, fakat gerçek etkinliğini 12.
yüzyılda kazandı. Hinduizmin dalları olarak ortaya çıkan Budizm,
Jainizm ve Sihizm’in aksine İslam’ın anlayışları, gelenekleri ve dini
pratiği bu inanca mahsustur ve evrensel kardeşliği ve her şeye gücü
yeten Allah’a teslimiyeti öngörür. 12. yüzyılda Müslüman akınları ve
16. ve 17. yüzyıllardaki Babürlü Türk idaresi Hindistan’da İslamiyet’in
yayılışında etkili olmuştur. Başta saldırgan gibi gözüken İslam’ın
evrensel sevgi ve barışa yönelik mesajı daha sonraları mistik ve
tasavvuf ehlinin yardımlarıyla yayılmıştır. Kabir ve Nanak gibi tasavvuf
ehillerinin yaymış olduğu kardeşlik ruhu Hindistan’daki katı kast
sisteminin çözülmesinde yardımcı olmuştur. İki inancın karşılıklı
iletişimi hayatın ve kültürün her safhasında Hindu ve İslami unsurların
bir sentez oluşturmasını sağlamıştır. Baştaki çatışma ve çelişme
döneminden sonra bugün bu iki din uyum sağlayarak birbirlerinin
zenginleştirmişlerdir. Günümüzde de dünyanın 3. büyük müslüman
topluluğu Hindistan'da yaşamaktadır.
Sihizm?
İlahi Öğretmenin İlhamı Sih dini 16. yüzyılın başlarında Kuzey Hindistan’da PencabGuru Nanak’tır.
Hindu bir aileden dünyaya gelen fakat İslam’ın öğretilerinden de
etkilenen Nanak her iki dinin birliğine yönelik mesajlar vermeye
başladı. Ona göre, her iki dinin de temel öğretileri aynı idi. Nanak
birçok kişiyi etkiledi ve bir Guru yani öğretmen olarak anılmaya
başladı. Müritleri bir araya gelerek Sihizm adında bir dini gelenek
oluşturdular. Nanak’tan sonraki gurular Sihizm anlayışının
sabitleştirilmesine ve yayılmasına katkı sağladılar. Nanak’ın
öğretileri, Sihlerin tanrı sembolü haline gelen kutsal kitap “Guru
Granth Sahib”te bir araya getirildi. Beşinci guru Arjun, Amritsar
şehrinde Sih tapınaklarının en kutsalı olarak bilinen Altın Tapınak’ı
inşa etti. Onuncu guru Govind Singh, Sihlerin kendilerini savunmaları
için askeri eğitimi uygulamaya koydu. Ayrıca silsile yolu ile guruluğa
son verdi; bu yüzden kendisi Sih guruların sonuncusudur. Sihizm tek
tanrıya ibadeti gerektiren monoteist bir dindir. Kast sistemine
karşıdır ve tüm insanların eşit olduğuna inanır. Fakat Hinduizm’den
alınan sonraki hayatı etkileyecek karma inancı ve yeniden doğmak kabul
edilmiştir. Bugün birçok Sih tatbikatı Hindularla ortaktır. Her iki
toplum arasında evlilik de yapılmaktadır. Ancak Sih toplumunun kendine
has ayırdedici bir kimliği vardır. Sihler Hindistan nüfusunun yüzde
ikiden daha azını teşkil etseler de Hint toplumunun ve dini
geleneklerinin tanımlanmasında belirgin bir unsur olmuşlardır. eyaletinde ortaya çıkmıştır. Bu inancın kurucusu çocukluğundan beri hem Hindu hem de Müslüman önderlere ilgi duyan
Hindistan'da Hıristiyanlık?
Uzak Kıyılardan Gelen Bir İnanç Hıristiyanlığın Hindistan’a Güney
Hindistan’da bir müddet kalan ve büyük ihtimalle de orada ölen Hazreti İsa’nın havarilerinden Aziz Thomas ile geldiğine inanılır. Fakat ülkeye gelen ilk misyonerin Aziz BartholomewMahatma Gandi
de dahil olmak üzere birçok aydını ve düşünürü etkilemiştir. Bugün
Hindistan’da 30 milyon kadar değişik mezheplerden Hıristiyan vardır.
olduğunu düşünenler de vardır. Tarihi bilgilere göre Hindistan’daki
misyoner faaliyetler 1544 yılında Aziz Francis Xavier’in gelişiyle
başladı. Onu başta Portekiz’den, daha sonra da Danimarka, Hollanda,
Almanya ve İngiltere gibi ülkelerden gelen misyonerler izledi. 18. ve
19. yüzyıllarda hem Katolik hem de Protestan misyonerler Hıristiyan
öğretilerini yaydılar ve bu arada da Hindistan eğitimine ve sosyal
gelişimine önemli katkılarda bulundular. Bugünkü Hindistan toplumu
üzerindeki modern etkilerde Hıristiyanlığın payı büyüktür. Hıristiyan
misyonerler tüm ülkede okullar ve kolejler açarak inanç ve iyi niyet
mesajları yaydılar. Hıristiyanlık ve öğretileri
Budizm?
Orta Yol Budizm, Hinduizmin bir kolu olarak ortaya çıkmış fakat zamanla tüm Asya’da yaygın hale gelmiştir. Bu inancın kurucusu Gautama Buddha’nın
kişiliği ve öğretileri Japonya, Çin ve Asya’daki milyonlarca insanın
hayatını aydınlatmıştır. Budizm ile Hinduizmin temel öğretileri
arasında güçlü bir benzerlik vardır. Budizm devamsızlık prensibi veya
kanunu üzerine kurulmuştur. Buna göre, bazı şeyler diğerlerinden daha
uzun sürse de, her şey değişime tabidir. Budizmin diğer temel prensibi
hiçbir şeyin tesadüfen meydana gelmediğini ileri süren sebep kanunudur.
Tüm olayların meydan gelişlerindeki etken doğa güçlerinin yanında
karmadır. Yok edilemez ruh ve yeniden doğum devr-i daimi kavramları bu
iki temel felsefeden kaynaklanmaktadır. Buda, aşırı rahat düşkünlüğü ve
her şeyden uzak durma iki uç nokta arasında dengeli ve ahenkli bir
hayat tarzı olarak Orta Yol’u savunmuştur. Budizm dört Asil Gerçeğe
dayanır: 1. Istırap evrenseldir, 2. Istırabın sebebi hırs ve aşırı
arzudur, 3. Istırabın üstesinden gelinebilir ve önlenebilir, 4.
Arzulardan sıyrılmak ıstırapları yok edebilir. Istırabı önlemek için
kişi aşırı arzularına galip gelmedir ki bu nirvanaya ulaşmayı ve
aydınlanmanın tamamlanmasını sağlar.
Jainism?
Şiddet Karşıtı Bir İnanç Jainism Hindistan’da Budizm ile aynı
zamanda kurulan bir din geleneğidir. Jinalardan (fatihlerden) biri olan
Mahavira, Budizmin başladığı yıllarda Jain felsefesini anlatmaya başladı.
Bunlar Hindistan'daki başlıca dinler olmakla beraber, bunların dışında onlarca din vardır.
Resimler Sadece üyeler içindir!
--------------------
..