Olayın ciddiyeti kavranmalı
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu İsrail kararlarını açıklarken 'bu aşamada' kaydını düştü.
Bu, daha ileri adımların atılacağının da işareti, normalleşme kapısının açık olduğunun da... Gelişmelerin seyrini İsrail'in tavrı belirleyecek. Ortası yok; kriz ya derinleşecek ya da ilişkiler normalleşecek. Türkiye son sözünü söyledi. İsrail iki seçenekten birini tercih edecek.
İki ülke arasındaki en ağır tablo bu. Geçmişte hiç sıkıntı yaşanmadı değil, çok kereler ciddi sorunlar yaşandı. İnişli çıkışlı seyir iki ülke ilişkilerinin doğasında var. Düz bir zeminde yürümesi mümkün değil. Ancak bu noktaya ilk kez tırmanıyor. Neresinden bakılırsa bakılsın ciddi bir durum. Özellikle İsrail açısından...
Türkiye İsrail için sıradan, herhangi bir ülke değil. Sonuçları da sıradan olmaz. 'Dostlukların değeri ancak kaybedince anlaşılır' diye klasik bir söz var. Bu söz gerçeğe dönüştü: İsrail Türkiye'yi kaybetti.
Özür ve tazminat talebinin karşılanmaması durumunda işin bu noktaya geleceği belliydi. Türkiye 9 vatandaşın ölümüyle sonuçlanan saldırıyı sineye çekemezdi. Hiçbir şey olmamış gibi davranamazdı. Başlangıçtaki duygusal tepkiyi terk etti. Sabırlı politika izledi. İsrail'e ihtiyaç duyduğu zamanı tanıdı. Olayın üzerinden neredeyse bir buçuk yıl geçti.
Çözüm için iki ülke diplomatları defalarca bir araya geldi. Aslında kâğıt üzerinde uzlaşma sağlandı. Bunu Davutoğlu da söyledi; "Türk ve İsrail heyetleri arasında özür ve tazminat talebini karşılayan anlaşma metni üzerinde birkaç kez mutabakat oluştu." dedi. Bu olumlu gelişmeye İsrail Başbakanı Netanyahu onay vermesine rağmen parçalı hükümet yapısı nedeniyle siyasete aktarılamadı.
Palmer Komisyonu bir umuttu. İsrail zaman kazandırdığı gibi özür ve tazminat için zemin de oluşturabilirdi. Ancak ortaya taraflı bir rapor çıktı. Genel Sekreter'e sunulmadan içeriği medyaya sızdı. İsrail'in Mavi Marmara'ya saldırısını aşırı ve izahı güç diye niteledi. Gazze ablukasını ise hukuka uygun buldu. Böyle bir metni Türkiye'nin kabul etmesi mümkün değildi. Nitekim 'yok hükmünde' saydığını dünyaya ilan etti.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun 'bu aşamada' kaydını düşerek açıkladığı kararların her biri ciddi sonuç doğuracak türden... İsrail ile askerî anlaşmalar askıya alındı. Diplomatik ilişkiler ikinci kâtip düzeyine indirildi. En önemlisi de Doğu Akdeniz'de seyrüsefer serbestîsi için önlem alınacak.
Türk donanması Akdeniz'e çıkacak. Bütün uzmanlar bu kararın 'sıcak çatışmaya yol açacağı' konusunda birleşiyor. Bu ihtimalin göz ardı edilmemesi gerekir.
Türkiye'nin 'bu aşamada', şimdilik kaydıyla aldığı kararlar bile İsrail açısından yeterince ağır. Daha ötesi var. Eğer olumlu gelişme olmazsa 'başka aşamaların' devreye girmesi beklenmeli. Bizzat Cumhurbaşkanı Abdullah Gül açıkladı: "Açıklanan tedbirler ilk aşamadır. İsrail'in davranışına göre ileride başka tedbirler söz konusu olabilir." 'Bu aşamadaki' kararlar dikkate alındığında Gül'ün bu sözlerinin basit bir uyarı olmadığı iyi anlaşılır.
Başbakan Erdoğan'ın, Gazze'yi kapsayan Mısır seyahati üzerinde çalıştığı biliniyor. Dışişleri Bakanı Davutoğlu'ndan gerekli hazırlıkları yapmasını istediğini söylemişti. Son gelişmeler Mısır gezisini çok daha önemli hale getirdi. Erdoğan iki hafta sonra BM toplantısı için New York'a gidecek. İsrail krizini BM zeminine taşıyacağını şimdiden söylemek mümkün.
Özetleyecek olursak İsrail Türkiye'nin ciddiyetini kavrayamadı ve kendisine yakın duran bir ülkeyi kaybetti. Bundan sonra daha da yalnızlaşması kaçınılmaz. İki ülke arasındaki ilişkiler tarihin en ağır krizinde. 'Bu aşamada' bile savaş gibi. Gelişmelerin seyrini İsrail'in tavrı belirleyecek.
Mustafa Ünal
--------------------
..